Fleabag: Phoebe Waller-Bridge’e Övgü Dolu Bir İnceleme

Son dönemlerde zekâsı, komikliği, yazarlığı ve oyunculuğuyla adını çokça duyduğumuz –duymaya da devam edeceğimiz- Phoebe Waller-Bridge’in başrolünü üstlendiği ve aynı zamanda yaratıcısı olduğu trajikomik/ mockumentary tarzında bir dizi Fleabag. Şunu da belirtmeliyiz ki izleyiciye yönelik yaptığı konuşmalar ve mimikleriyle 4.duvarı yıkmada gerçekten başarılı yapımlar arasına girebilir. Üç senelik bir ara ardından 2.sezonunu yayımlayarak hayranlarına 6 bölümlük bir cümbüş bahşetmiş olsa da, başka bir sezon olmayacağı haberi biz Fleabag hayranlarını biraz üzmüş oldu.

Gelelim dizinin konusuna… Phoebe Waller-Bridge’in karakterinin adını asla öğrenemediğimiz hayatta başarılı olamamış, annesi ve en yakın arkadaşını kaybetmiş, büyük hatalar yapmış şu köşede içeyim bu köşede sevişeyim izlenimi bırakan, yerli yersiz şakalarıyla göze batan bir kadın(tabi bundan çok ama çok derin bir karakteri olduğunu unutmayalım). Arkadaşı Boo’nun ölümü yüzünden üzgün olan ve yalnız kalmış karakterimizin yolculuğunun bir parçası oluyoruz bizlerde. Parçası olmak derken mecaz anlamdan bahsetmiyoruz, izleyici de artık o dünyaya ait oluyor. Bizler Fleabag’in arkadaşları, gerçek düşüncelerini paylaştığı kişiler oluyoruz.

İlk sezonda Fleabag’in hayatında seksin çokça yer aldığını ama günün sonunda yalnız olduğunu görüyoruz. Vurdumduymaz davranışlarının arkasında önemseyen biri olduğunu, başarısız olsa da işini kurtarmaya çabaladığını izliyoruz. Ablasıyla olan ilişkisi ise bizce dikkatten kaçmaması gereken bir durum. Aslında çok güçlü bir bağa sahip olan bu iki kadının birbirlerini sevdiklerini gösteren davranışlarda bulunurken bile zorluk çektiklerini izleyeceğiz. İç dünyasında çözemediği zıtlıkların hayatını parçalamaya başladığı Fleabag’in sezon başından beri azar azar gördüğümüz ve izleyiciden sakladığı sırrını öğreniyoruz sonunda… Boo’nun aşık olduğu adamla yatan Fleabag, arkadaşının intihar etmesine sebep olduğu gerçeğinin altında eziliyor.

Kaynak:pinteres.com
(4.duvarı nasıl yıkarsınız sorusuna “mimikler” diye cevap veriyoruz)

İkinci sezonda ise hayatını adım adım yoluna koymaya başlayan Fleabag’in kendi deyişiyle “aşk hikayesinin” bir parçası oluyoruz. Kafesinde işleri yoluna koyan karakterimizin aile yemeğine gitmesiyle başlıyor sezon. Babası ve vaftiz annesinin evlenmeye karar vermesi ve düğünlerini gerçekleştirecek din adamını yakından tanımak istemeleriyle çok sevgili Priest karakterini tanıyoruz. Bir din adamı hayal edin, şimdi onun tersini düşünün. Priest karakterimiz eşsiz bir portre çiziyor. Alışık olduğumuz bilge görüntünün aksine; içki içen, küfür eden, komik bir peder kombinasyonuyla seyirciyi karşılıyor. Andrew Scott’ın oynadığı her karakterin kendine has karizmasından bahsetmemize gerek sanırım. Adı olmayan karakterimize Priest diye seslenerek dizide adların olmamasını ustaca kapatıyor Phoebe Waller-Bridge.

İlk bölümde Fleabag ve Priest’in arasında bir çekimin oluştuğunu görüyoruz. İki oyuncunun arasındaki kimya o kadar mükemmel bir şekilde uyuşuyor, öyle ki iki karakter diyolog halindeyken bile gözlerinizi alamıyorsunuz. Aralarındaki cinsel çekim de öyle azımsanacak gibi değil, fakat din adamı olduğu için birlikte olamayan iki karakterin ilişkisi böylelikle başka bir boyuta taşınıyor. Başta da demiştik zaten bu bir aşk hikayesi.

Kaynak:pinterest.com

Daha fazla spoiler vermemek adına (evet ilk sezon için vermiş olabiliriz sövmeyin lütfen) dizinin içeriğini anlatmayı burada bırakıyoruz ve yazımızda sona doğru yaklaşıyoruz. Her karakterinin özenle işlendiğini ve kendi içlerinde çözmeye çalıştıkları bir takım sorunları olduğunu ilk dakikalardan itibaren fark edebiliyorsunuz. Fleabag’in kontrol delisi, aşırı ciddi ablası Claire; annelerinin ölümünde sonra babalarının sevgilisi olan vaftiz anneleri(her kesimden insanı sevdiği belirtmeye çalışırken ayrımcılığın dibine vurduğu gerçeğini görmezden gelelim lütfen) ve son sezonda diziye katılan herkesin aşık olduğu  “Hot Priest”… Yan karakterlerle zenginleştirilmiş bir kurgunun parçası oluyor izleyici. Sian Clifford, Andrew Scott ve özellikle de Olivia Colman’ın performansları ise ayrı bir başlık açılarak övülmeli diye düşünüyoruz. Üşengeç insanlar olmasak belki de her sahneyi övecek yazılar bile yazabilirdik, işte o kadar kaliteli bir dizi Fleabag.

“Ben bunu yaşadım ya” diyerek izleyen herkesin kendinden küçükte olsa bir parça bulabileceğini düşünüyoruz. İnsan ilişkileri, iş hayatı, aile sorunları kısacası hayatta deneyimlediğimiz her şey dizide kara mizah çerçevesinde sivri bir dille işleniyor. Bizde Fleabag’in arkadaşı olduk, bize yaptığı şakalara güldük, onunla üzüldük. Dizi hakkındaki fikirlerinizi duymak için heyecanla bekliyor ve sizleri yorumlar kısmında bekliyoruz.

Fleabag: Phoebe Waller-Bridge’e Övgü Dolu Bir İnceleme” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s