UYKULU BİR FİLM İNCELEMESİ: SLEEPER

Woody Allen’ın yönetmenliğini üstlendiği Sleeper, ülkemizde 200 Yıl Sonra adıyla vizyona girmiş 1973 yapımı bir bilimkurgu komedisidir. Happy Carrot adlı sağlıklı yiyecekler satan bir market işleten Miles Monroe(Woody Allen) 1973 yılında küçük bir mide ameliyatı sonucu ölür. Kroyojenik dondurma sonucu 2173 yılında uyandırılan Monroe, 200 yıl sonranın dünyasında gözlerini açar. Artık polis devleti olan ABD bir diktatör tarafından yönetilmektedir. Diktatörün burnu tarafından yönetiliyor desek daha doğru olur sanırım. Evine bomba konarak saldırıya uğraması sonucu sadece burnu kurtulan lider üzerinden devletin şeffaflığını “doğal olarak konu hakkında açıklama yapılmadı/örtbas edildi” cümlesi filmde politikaya yaptığı eleştirilerden sadece bir tanesi Allen’ın.

Burada Monroe’nun ne işi var diyorsanız biraz devrim işi var diyebiliriz. Vatandaşlık kaydı olmadığı için direniş örgütü tarafından uyandırılan Miles’tan, Aires adlı devletin gizlediği projeyi aralarına sızarak öğrenmesini isterler. Devrimcilerin amacı Marksist bir sistem kurmaktır. Filmde, Marksist yapıyı Trotsky hayranıyken İsa’ya tutulan ve porno satan kız arkadaşına benzeterek eleştiren Allen, devrimin bir şeyi değiştirmeyeceğini düşünmektedir.

Kurgu ilginizi çekmeye başladı mı? Başlamadıysa bu yeni toplumu anlatmaya devam edelim o zaman. Ev içi işlere yardım eden robotlar, sağlıksız diye uzak durduğumuz her şeyin(tütün, çikolata, yağ vb.) sağlıklı olarak tüketildiği, kadınların cinsel olarak isteksiz ve erkeklerin iktidarsız olduğu yeni bir toplum yapısı sunuyor Allen bizlere. Gelecekte, filmde üstünde hatırı sayılır miktarda üzerinde durulduğu gibi cinsellik yok. Orgasmatron adlı makinalara girerek insanlar orgazm oluyor, ellerine aldıkları bir küre ile uyuşturucu etkisini yaşıyorlar. Herkes halinden memnun. Toplumun yapısına uyulmadığı takdirde ise insanların beyinleri programlanıyor.

Uyandırıldıktan sonra kaldığı yere polisin baskın yapması sonucu Domesticon şirketinin aracına binen Miles, robot kılığına girerek kaçar. Luna adında bir şaire teslim edildikten sonra ona yabancı gelen dünyayı öğrenmeye başlar. Tanımaya başladığı bu yeni dünyada ise Miles, oral seks üzerine P.H.D yapmış Luna’ya aşık olmaya başlar. Kimliğinin açığa çıkmasıyla Miles, Luna’yı yanına alarak kaçmaya başlar. Sistemde çok mutlu olan Luna’nın karakteri, polisin onu kurtarmaya geldiğini sanıp aslında amaçlarının onu ya öldürmeleri ya da beynini programlamaları olduğunu duyduğunda değişmeye başlar. Filmin geri kalanında ise Miles’ın Luna’nın kaçması için kendini feda ederek yakalanması ve beynini yeniden programlanıp yeni dünya düzeninin vatandaşı olmasıyla devam eder. Sistemin iç yüzü hakkında daha fazla ayrıntı verilir. Luna ise tek başına kalarak hayatta kalmaya çalışırken direnişçi grupla karşılaşır ve onların ideolojisini benimser. Direnişçi grup Miles’ı içinde bulunduğu durumdan kurtardıktan sonra Luna ile beraber tesise doktor olarak sızarlar. Aires projesinde diktatörün burnunu kullanarak onu klonlamaya çalıştıklarını öğrenirler ve ameliyata girip burnu çalarlar. Kovalamaca sırasında burun ezilir ve görevlerini başarmış olurlar.

Politik çözümün bir fark yaratmayacağını düşür Miles. Ona göre direniş kazanmış olsa da şu an ki diktatörden bir farklı olmayacaktır. Miles’ın “Anlamıyor musun? 6 ay sonra Erno’nun burnunu çalıyor olacağız. Siyasi çözümler işe yaramaz. Orada kim olursa olsun kötü olacak.” demesi her şeyi açıklıyordur sanırız ki.

 Yaşadığımız sistemin absürtlüklerini kara mizahla işleyen Woody Allen, birçok politik noktayı sivri bir dil ile eleştiriyor. Filmde yaratılan toplumsal sistem ile 70’li yıllara ayna tutan Allen, devrimci sol tarafı da eleştirmekten geri kalmıyor. Amerika’ya yönelttiği(bizim de sebepsizce güldüğümüz) eleştiri diyaloglarından biri şudur:

   Miles: Sahibi Ulusal Tüfek Birliği üyesi olmalı. Suçluların halkı vurmak için silah almasını sağlayan bir organizasyondu. Kamu hizmetiydi.

Son olarak ise klasikleştiğini düşündüğümüz filmden bir kesit paylaşmak isteriz.

   Luna: Orada bizi izleyen biri olduğuna inanırım.

   Miles: Ne yazık ki, o devlet.

UYKULU BİR FİLM İNCELEMESİ: SLEEPER” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s