Paris’ leştiremediklerimizden Misiniz?: Bükreş Gezi Rehberi

Romanya gerçekten şaşırtıcı bir deneyimdi desek yerinde olur. Bükreş’te biraz hayal kırıklığı yaşamış olsak da Transilvanya bölgesi tahminlerimizin de ötesinde bir güzelliğe sahipti ( Transilvanya rehberi de yolda geliyooooor). Geziden önce birkaç önemli noktaya değinmek istedik. O zaman gelin sizleri aşağıdaki yazıya alalım.

Vize Almak Gerekiyor Mu? Nasıl vize alabiliriz?                                                         

Bu konudan bahsetmemizin sebebi konsolosluğa evrak göndereceğimiz zaman hiçbir yerden bilgi alamadığımız için çok gereksiz para harcamamız (evet hala içimiz acıyor😪 ).

Öncelikle Romanya’ya gidecek bordo pasaport sahibi kişiler vize almak zorunda. Eğer hala geçerli olan bir Schengen Vizeniz var ise ülkeye giriş yapabiliyorsunuz. Yeşil pasaport sahipleri ise vize almadan rahatlıkla ülkeye giriş yapabiliyorlar. Asla kıskanmıyoruz yeşil pasaportu olanları bunu da belirtmek istedik jwdw. Şöyle bir olay var; Romanya’dan aldığınız vize sadece Romanya için geçerli oluyor. Romanya’nın verdiği schengen vizesi ile başka ülkeye giriş yapamıyorsunuz. Bunun sebebi ise sanırız ki ülkede yaşanmış olan bir takım yolsuzluklar, yani anlayacağınız Romanya çok girişli vize veremiyor.

Romanya vize için aracı şirket kabul etmiyor. Başvuruyu direk konsolosluğa yapıyorsunuz. Biz başvurumuzu İzmir’den yaptık. Vize başvurusu için ilk yapmanız gereken bu adresten online başvuru yapmak. Başvuru yaparken pdf formatında taranmış birkaç belge yüklemeniz gerekiyor. Bunlar; pasaportunuz, seyahat sağlık sigortanız, otel rezervasyonunuz ve ülkeye nasıl gideceğinizi gösteren belgeler, burada yükleyeceğiniz belgenin boyutuna da dikkat etmeniz gerekiyor. En fazla 2MB boyuta sahip belge yükleyebiliyorsunuz. Başvurunuzu gönderdikten sonra, randevu tarihi ve saatini bildiren bir mail alıyorsunuz. İzmir Konsolosluğu’nda çalışan insanlar gerçekten çok iyi insanlar, başta biraz sert görünseler de gerçekten çok yardımcı oldular ve evrak tesliminden 4 saat sonra vizemizi aldık. Tabi bunda bizim (yani Öykü’nün) heyecandan İngilizcede yeni bir seviye yaratmasının da katkısı vardı: -A1. O kadar konuşamadı ki görüşmeyi yapan kadın bulunduğu bölmesinden çıkıp yanına geldi ve Öykü’ye sarıldı hgkdg.

-Havaalanından Bükreş şehir merkezine nasıl gidilir?

Türkiye’den uçuşlar genellikle Henri Coandă Havalimanı’na oluyor. Biz gittiğimizde pasaport kontrolünde çok fazla bir sıra yoktu. Fakat kontrolü yapan polis o kadar hayattan soğumuştu ki kontrolde biraz fazla vakit harcadık. Pasaport kontrolünden ve bagajları aldıktan sonra havaalanının içindeki şirketlerden birinden 4 günlüğüne 408 euroya araba kiraladık, buna ek olarak 1000 euro depozito bırakıyorsunuz. Biraz aceleye geldiği için fazla ödemiş olduk ama Booking’den daha uygun fiyata araba kiralayabilirsiniz. Toplu taşımayı kullanacaklar ise Bükreş’e tren veya otobüs ile gidebilirler. Hendi Coandă Express ile şehirde bulunan Gara de Nord’a kadar gidebiliyorsunuz. Trene istasyonuna havaalanından kalkan shuttle ile ulaşıyorsunuz. Gara de Nord’da indiğinizde, buradaki metroyu ve otobüsleri kullanarak şehrin istediğiniz kısmına kolaylıkla gidebilirsiniz. Eğer daha ucuz bir alternatif arıyorsanız Gara de Nord’a giden 780 numaralı ve direkt şehir merkezine giden 783 numaralı otobüsü kullanabilirsiniz.

Yine bir şey belirtmek istiyoruz ajf. Eğer araba kiralayacaksanız dikkatli kullanmanız lazım. Özellikle Bükreş’te allah ne verdiyse deyip gaza basıyorlar. Yok, yol hakkı seninmiş yok kural buymuş çok umursamıyorlar.  Hele taksiler… Hala aklımıza geldikçe saygıyla anıyoruz hepsini. Hızlı ve Öfkeli filminde yarışırmışçasına kullanıyorlar çünkü o yüzden siz siz olun dikkat edin.

-Konaklama

Otel fiyatları Avrupa’ya kıyasla gerçekten çok ucuz. Otelimizin adı Hotel Nova Residence ve üç yıldızlı bir otel olmasına rağmen Bükreş’te 2 geceliğine 4 kişi toplam 84 euro ödedik. Şehrin her yerinde çok uygun fiyatlı oteller bulabilirsiniz. Eğer araba kiralayacaksanız veya o kadar yolu toplu taşıma ile çekerim derseniz şehrin biraz dışarısında daha uygun fiyatlı oteller bulabilirsiniz.

-Nereleri Gezsek?

Şimdi gelelim Bükreş’te nereleri gezebileceğimize. Romanya gezimizin sadece 2 gününü Bükreş’e ayırdık. İyi ki de fazla ayırmamışız diyoruz şimdi. Neden bilmiyoruz fakat Bükreş’e çok ısınamadık açıkçası. Romanya rotamızın geri kalanı kadar büyüleyici değildi maalesef.

Bükreş Balkanların Paris’i olarak da biliniyor. Paris’e benzer pek bir yanı yok maalesef (aslında var gibi). Ama Old Town’ın güzelliğine değinmeden de edemeyeceğiz. Şehrin mimarisi biraz karışık. Old Town’ ın Paris’ten izler (Zafer Takısının aynısı var mesela asla kopyalamamışlar dkjgf) taşıdığını görebilirsiniz. Şehrin bu kısmı oraya benzetilmeye çalışılmış çünkü. O yüzden buradan çıktığınızda yol kenarlarındaki büyük ekranlarda Kanal D’yi görünce bir gariplik hissedebilirsiniz, şehrin geri kalanı Türkiye’ye aşırı benziyor bunu da söylemeden etmeyelim 😬

  • Old Town (Lipscani)

Bükreş gezimizin en sevdiğimiz kısımlarından birisi Old Town’da takıldığımız vakitlerdir. Sabah kahvaltınızı edip, kahvenizi içtikten sonra sokaklarında gezip alışveriş yapabilirsiniz. Ve akşam ise adeta farklı bir renge bürünen bu sokaklarda bulunan birçok pubdan birinde bir şeyler içip sabaha kadar eğlenebilirsiniz. Kısacası şehrin kalbi burada atıyor diyebiliriz.

  • Stavropoleos Manastırı

Bükreş’teki en eski kiliselerden biri olan Stavropoleos Manastırı, Old Town’da bulunuyor. İçeri girişte herhangi bir ücret ödenmiyor. Kilisenin içerisinde çok güzel minnak bir avlu da bulunuyor. Orayı gezmeden çıkmayın deriz.

  • Parlemento Sarayı

İçine kadar girip gezmekten vazgeçtiğimiz bina. Bize göre tipik bir diktatörlük gösterisinden başka hiçbir özelliği olmayan bir yer (ülkenin tarihini biraz öğrenince kısa bir gaza gelme durumumuz oldu ). Dünya Guinness Rekorlar Kitabı’na göre ise dünyanın en büyük sivil yönetim binasıymış. Burası Romanya’yı 25 yıl boyunca yöneten Nikolay Çavuşesku tarafından yaptırılmış. Parlemento Binasının yapımı için 30.000’den fazla yerleşim yeri yıkılmış. Bindiğimiz takside biraz sohbet ettik bina hakkında, birkaç soru sorduk. Taksicinin söylediğine göre ülkenin 20 yıllık bütçesi harcanmış bina için.

Binayı rehberle gezmek zorundasınız, bireysel olarak gezemiyorsunuz. Standart tur için yetişkinler 40 lei, öğrenciler 20 lei ve çocuklar için de 10 lei ödeme yapıyorsunuz. Diğer tur bilgilerine buradan ulaşabilirsiniz.

  • Ateneum Romanian
Yandaki kuş kankam olur

Burası 1888 yılında açılmış ve neo-klasik mimarinin güzel örneklerinden olan bir konser salonu. Binanın önünde küçük bir park var. Bu güzel parkta dinlenip binanın güzelliğinin tadını çıkarabilirsiniz.

  • Devrim Meydanı

Adını 1989’da Romanya’da gerçekleşmiş olan devrimden almakta. En önemli özelliklerinden birisi Nikolay Çavuşesku’nin son konuşmasını burada yapmasıymış ve iktidarı da yine burada düşmüş. 21 Aralık 1989’da halk toplanıp protestolar yapmış ve daha sonra son konuşmasını yaptıktan sonra Çavuşesku ve karısı kaçarken yakalanmış ve idam edilmişler.

Meydana gittiğiniz zaman Ulusal Sanat Müzesi olarak kullanılan kraliyet sarayını da ziyaret edebilirsiniz.

  • National Museum of Art of Romania

Uzun süre kraliyet sarayı olarak kullanılan yapı daha sonra Romen sanatçıların eserlerinin, orta çağa ve modern Roma dönemine ait eserlerin sergilendiği müzeye dönüştürülmüş. İçeride güzel eserler var fakat normalde gezdiğimiz müzelere göre içerisi biraz boştu. Ayrıca Romanya’da müzelerde ve kalelerde öğrenci kartınızı göstererek öğrenci indiriminden faydalanabiliyorsunuz (paramız artınca mutlu olan 2 kişi çizelim buraya)

Bilet fiyatlarına buradan ulaşabilirsiniz.

  • Arcul de Triumf

 Şehirde Fransız mimarisinin birçok örneklerini görebileceğinizden bahsetmiştik. Bu yapıda Paris’te bulunan Zafer Takısı’nın birebir aynısı. 1. Dünya Savaşı’nda hayatlarını kaybedenleri onurlandırmak için ahşaptan yapılmış. Daha sonra 1936’da bugün ki hali yani beton olarak inşa edilmiş. Şehre Fransız havası vermeye çalışan mimar üşenmiş sanırız, direk yapılmış olanın aynısını alayım burada yapayım demiş.

  • CEC Sarayı

Bükreş’te görebileceğiniz en güzel binalardan bir tanesi burası. 1900 yılında kraliyet ailesi için inşa edilen yapı, şu an CEC bankasının ana yönetim merkezi olarak kullanılıyor. Maalesef içeri girip gezemiyorsunuz. Ama bu binanın önünde bir sürü fotoğraf çekilmenize engel değil J

  • Dimitrie Gusti Ulusal Köy Müzesi

Herăstrău Parkı’nın içinde bulunan müzede 17.-20. Yüzyılda inşa edilen köy evi, kilise ve değirmen gibi köy yapılarını görebiliyorsunuz. Eğer vaktiniz varsa son gününüzü buraya ayırıp gezmenizi tavsiye ederiz.

  • Çeşmeci Parkı
OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Bükreş’in bizi en çok etkileyen kısmı ise şehirde doğal yapının büyük bir yer kaplamasıydı. Her yer yeşillik her yer park… Yazın gittiğimiz için dışarı yeni çıkmış köpek gibi parklarda yuvarlandık durduk (cidden yaptık aşırı saçma ve zevkli oluyor). Bu park Bükreş’teki en eski halka açık parklardan birisiymiş. Şehrin merkezinde olduğu için yürüyerek kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

  • Odeon Theatre ve Atatürk Büstü

Bükreş’in en popüler tiyotrosu olan Odeon Tiyatro binasının önünde Atatürk’ün bir büstü bulunuyor. Açıkçası biz sadece büstü görmek ve gururlu bir an yaşamak için oraya gittik. Giden herkesin bizimle aynı duyguları yaşayacağına inanıyoruz, o yüzden gitmenizi tavsiye ederiz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s