Peri Masalımsı Bir Kale: PELEŞ KALESİ

Bükreş’e veda ettikten sonra artık rotamızı Braşov’a çevirebiliriz. Planımız meşhur Bran Kalesi’ni (nam-ı diğer Drakula’nın kalesi) ziyaret ettikten sonra Raşnov’a gitmekti. Daha sonra Braşov Şehri’ni gezecektik. Bükreş’ten Braşov’a giderken ,(hazır buradan geçiyoruz bari boşa gitmesin düşüncesiyle) Sinaia’daki Peleş Kalesini ziyaret etmeye karar verdik. Sinaia daha çok kış turizmi için tercih edilen ölünesi güzellikteki bir kasaba ya da şehir açıkçası ne denildiğine dair hiçbir fikrim yok. Ama kesinlikle görülmesi gereken bir yer, çünkü Transilvanya’daki en güzel kalelerden biri olduğunu iddia ediyorum (öyle de kendimden eminim işte).

Gelelim Peleş Kalesi’ne… Yapımı 1873’te başlayıp 1883’te tamamlanmış. 1947 yılına kadar da King Carol I ve kraliyet ailesinin yaz aylarını geçirdikleri yer olmuş bu kale. Aynı zamanda tarihte ilk elektrik sisteminin kurulduğu ilk kale burasıymış. Maalesef burada size mimari yapısından bahsedemeyeceğim. Çünkü hangi dönemin izlerini ya da hangi tarzda inşa edildiğini söyleyebilecek donanımım yok. Tek söyleyebileceğim kaleyi gördüğünüzde “Vay bee” diyeceğinizi garanti etmek olacaktır.

Öncelikle kaleye arabayla gidemiyorsunuz. Arabası olanlar girişteki otoparka arabalarını bırakabilirler. Daha sonra ise 800 metre kadar yürüyeceksiniz. Açıkçası kaleye gidiş yolu da kale kadar güzel. Kaleye giden yola girdiğinizde, yolun kenarından akan küçük ırmakların verdiği serinlikle birlikte, bir tarafta hediyelik eşya satıcılarının varlığı diğer tarafta da müthiş kokularıyla birlikte gerçek olamayacak kadar güzel görünümleri olan frambuaz, böğürtlen tezgâhları sizi adeta geçmişte bir yolculuğa çıkaracak ve zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. Öyle ki, biz 10 dakikalık yolu yarım saatte yürüdük.

Yolun sonunda ise bütün ihtişamıyla Peleş Kalesi sizi karşılıyor olacak. Bu sırada bize el sallayan uzun sıraya (tüm turların toplaşıp bugünü seçiğine eminim 😅) da selam vermekten kendimizi alamadık tabi. Kalenin hemen çaprazında şimdilerde kafe olarak kullanılan küçük bir bina var, ama böyle eski tarzda modern bir binadan bahsetmiyoruz(küçük bir not: pizzaları beklediğime kıyasla harikaaaaaa ya da çok açtım).

Yolun kenarına konulan tabeladan Pelişor Kalesi’nin de yakında olduğunu görebilirsiniz ama ne kadar yakın söyleyemiyorum. Çünkü aşırı tembelliğin verdiği yetkiyle ve yağmur da yağmaya başladığı için oraya gitmeye üşendik(sabah 5’te yola çıkmıştık, üşengeçliğim yüzünden yargılamayın lütfen). Aklıma gelmişken şunu da söylemek isterim; Romanya’nın güzel bir özelliği de hava 100 derece iken birden kıyamet kopacakmış gibi soğuması ve aniden yağmur başlaması. Ona göre hazırlıklı gitmeniz de fayda var. Yani yanınıza ceket, şort, şemsiye, askılı tişört gibi alakasız şeyler almaktan çekinmeyin. Konudan daha çok sapmadan size kaleyi anlatayım.

Bilet sırası içeri giriş sırasına göre hızlı ilerliyor. İçeri girmek için 1.5 saat bekledik çünkü. Bunun sebeplerinden biri aşırı kalabalık ve ziyaretçilerin içeri gruplar halinde alınıyor olması. Çünkü rehber olmadan kaleyi gezemiyorsunuz. Hepinizin bilet fiyatlarını merak ettiğini ve ‘hadi artık yaz şunu da siteden çıkalım’ dediğinizi duyar gibiyim. Lei’nin değerlenmesi ve bilet fiyatlarının artmasıyla birlikte kaleye giriş hiçte ucuz olmuyor maalesef. Kalenin sadece ilk katını gezmek için yetişkinler 30 lei, öğrenciler ise 7.5 lei, opsiyonel tur için bilet alırsanız yetişkin 60 lei, öğrenci için ise 15 lei ödeme yapıyorsunuz. Opsiyonel tur kalenin ikinci katına da giriş yapmanızı sağlıyor. Bunlara ek olarak eğer içeride video ya da fotoğraf çekmek isterseniz; fotoğraf için 35, video çekmek için 60 lei ödemek zorundasınız. Pelişor Kalesi’ne giriş ise daha uygun. Yetişkinler için 20 lei ve öğrenci için 5 lei ödüyorsunuz. Daha fazlasına buradan ulaşabilirsiniz.

Peleş Kalesi’nde Bran Kalesi’ne göre daha fazla kişisel eşya mevcut. Kalede bulunan diğer ülkelerin savaşlarında kullanılmış 4000 parçalık koleksiyon ise gerçekten görmeye değer. Ayrıca kalede içerisinde sedirler ve nargileler bulunan bir Türk odası da bulunmakta.

Bahsettiğimiz Türk odası burası

Büyüleyici güzellikteki bu kaleyi görmeden dönmemenizi tavsiye ederim. Kaleden dönüş yolunda ise bir tabak frambuaz ve böğürtlen(10 TL yani 10, aşırı ucuz Türkiye’de 30-40’tan başlıyor çünkü) almadan oradan ayrılmayın. Emir gibi oldu ,değil tabi ki de ama alın yani pişman olma ihtimaliniz fazla çünkü.

Peri Masalımsı Bir Kale: PELEŞ KALESİ” için bir yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s