Yurtdışında Ucuza Gezmenin 5 Yolu

Bütçesi kısıtlı olan herkesin aklında tek bir soru; şu kadar parayla gezebilir miyim, nasıl daha ucuza gezebilirim? Evet bütçen düşük olsa da gezebilirsin. Tabi düşük derken toplam da her şey dahil 1000 TL (yapmışlığım var tabi ama o zaman dolar/euro bu kadar uçmamıştı) gibi bir bütçeden söz etmiyorum burada. Yapacaklarınızdan ödün vermek zorunda kalmadan orta halli gezebileceğiniz bir geziden bahsediyorum. Gezinizi en başından itibaren sabırla planlarsanız, belki de bütçenizin yeterli olmayacağını düşündüğünüz yerlere bile gidebilirsiniz. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak “nereden azaltsam kardır” anlayışıyla sizlere gezilerinizde yardımcı olabileceğini düşündüğüm birkaç taktikten söz edeceğim. İşte karşınızda Öyküce gezmenin yolları:

  1. Bilet fiyatlarını firmalardan daha iyi bilecek kadar araştırın

Gezilerinizi planlamaya en az 7 (6-8-9’da olur kafanıza göre J )ay önceden başlayın. Şöyle ki erkenden uçak bileti ve otel aramak bana her zaman daha çok tasarruf yaptırmıştır. 500 TL’den fazla gidiş-dönüş biletine para harcamadım, harcamam da(çünkü o zaman gezemem)… Yakın tarihte de ucuza bilet de bulabilirsiniz tabi risk sizin riskiniz ona bir şey diyemem. Uçak bileti bakarken asla tek bir yerden bakmayın ve yabancı hava yollarını kontrol etmeyi kesinlikle unutmayın (1 Euro’ya bilet almışlığım çok heheheh). Gidiş biletini ucuza buldum diye hemen atlamayın, çünkü hava yolları dönüş biletinden gidişin maliyetini çıkarabiliyor. Gideceğiniz ülkenin biletini ucuza bulduysanız ve dönüş bileti pahalı ise modunuzu hemen düşürmeyin. Gideceğiniz ülkenin yakınındaki ülkelere de bakın, oralardan daha ucuza dönüş bileti bulabilirsiniz. Ama iki ülke arasındaki seyahat masrafını da unutmayın. Ayrıca iki ülke arası gece seyahat edin.  Böylece fazladan otel parası vermezsiniz.

Bazen tek bir dönüş bilet parasıyla aynı veya daha az tutarda parayla iki ülke gezebiliyorsunuz. Tabi sadece uçakla gitmek zorunda değilsiniz uzun yolculuk beni öldürmez diyorsanız trenle de seyahat edebilirsiniz. Ben uçakla seyahati tavsiye ederim çünkü hem vaktimi harcamak istemem hem de genelde uçak bileti daha uyguna geliyor.

Photo by Marcus Loke on Unsplash

2. Ucuz otel kovalayın

Uçak bileti yazısını okumaktan bıktığınızı biliyorum, o yüzden gelelim otel rezervasyonlarına. Erken rezervasyon bütçeli gezenlerin kutsal alanlarından birisi, son dakika otel ararsanız büyük ihtimalle cüzdanınızın yarısı boşalacaktır. Ben kalacak yere hiç para vermem derseniz her zaman Couchsurfing yapabilirsiniz. Couchsurfing’i kısaca uluslararası misafirperverlik olarak düşünebilirsiniz. Gideceğiniz ülkede insanlar evlerini size ücret almadan açıyorlar. Eğer otelde ya da hostelde kalmak istiyorsanız Booking.com sitesinden yararlanabilirsiniz. Birkaç kez rezervasyon yaptırdıktan sonra da size indirimli fiyatlar sunabiliyorlar (gerçekten size çıkanla hiç rezervasyon yaptırmamış birine çıkan fiyat farklı, işsiz gibi karşılaştırdık oradan biliyorum). Ama sadece booking ile kendinizi kısıtlamayın; tripadvisor, Expedia,  Hostelworld ve Hotels.com gibi siteleri de kullanın. Bunun dışında Airbnb üzerinden ev kiralayarak daha uygun seçenekler de bulabilirsiniz. Hatta bazen aşırı güzel evleri, otel fiyatının yarı fiyatına bulabiliyorsunuz.

Photo by oxana v on Unsplash

3. Aylarrrr öncesinden plan yapmak, aslında cebe çok yararlı

Her şeyi hallettiğimize göre gelelim eğlenceli kısma: gezi planlamak. Gideceğiniz ülkeyi önceden araştırmak, oraya gittiğinizde az-çok size ne kadar para harcayacağınızı belirleyen önemli bir adım. Plansız giderseniz kendinizi, abi dilenci değilim 1 Euro verir misin derken bulabilirsiniz. Plan yaparken gezeceğiniz yerlere ve giriş ücretlerine bakın. Sonra öğrenci kartına indirim yapıp yapmadıklarını kontrol edin. Gideceğiniz tarihlerde de özel bir gün var mı yok mu kontrol edin. Çünkü bazı günler müzelere giriş ücretsiz olabiliyor. Mesela Roma’da her ayın ilk Pazar günü müzelere giriş ücretsiz (cebinize kalan Eurolar başka şehir gezdirebilir böylece).

Nerede yemek yiyeceğinizi, kahve içeceğinizi (kahveciler gezilerimde kırmızı çizgimdir sfj) ve alkol alacağınızı belirlemek hem sizin hem bütçeniz açısından önemlidir. Para biriktirip hayal ettiğiniz ülkeye gidince kötü mekanlar yüzünden hayal kırıklığı yaşamamış olursunuz. Hem kaliteli mekanlar da yiyip içip hem de bunu uygun fiyatlara yapabilirsiniz.

Diğer bir mesele ise gezeceğiniz ülkenin neresi olacağı. Ben Amerika’yı gezeceğim ya da Amsterdam’da partileyeceğim diyorsanız bütçeli gezmeniz biraz zor. Ülke seçerken para birimine mutlaka dikkat edin. Dolar veya euro kullanılan yerler her zaman bütçenizi ister istemez zorlayacaktır. Bunun yerine kendi para birimlerini kullanan ülkelere (euro kullanmayan ülkeler listesine bu yazımızdan ulaşabilirsiniz) ve vizesiz gidilen ülkelere bakın. Bu ülkelerin para birimleri genel olarak ya bizden bir tık fazla ya da baya bir düşük oluyor. Haliyle yemesi, içmesi ve gezmesi daha ucuza geliyor.

Photo by Sebastien Gabriel on Unsplash

4. Yürümekten çekinmeyin

Yürüyerek gezmek hem şehri daha iyi tanımanızı hem de ulaşıma harcayacağınız parayı başka şeylere harcamanızı sağlar. Aşağı yukarı günlük 25 km yürümeyi göze almanız gerekiyor yani J Uzak mesafeler için ise toplu taşımayı kullanmak her zaman önceliğiniz olsun. Eğer uzun süreli kalmayı düşünüyorsanız, her şehrin turistler için 24,36,72 ve 120 saatlik city pass kartları oluyor. Parası ülkeden ülkeye değişen bu kartlar faydalı olabildiği gibi gereksiz de olabiliyor. Bunu ölçüp tartmak size kalıyor tabi ki. Uzun süreli kalacaksanız bu kartlar ücretsiz toplu taşıma ve bazı müzelere ücretsiz girme imkanı sağlaması açısından faydalı olabiliyorlar.

Toplu taşıma kullanmak istemezseniz taksi kullanabilirsiniz. Eğer öncesinde pazarlık yaparsanız, sizi daha uygun bir fiyata götürebiliyorlar. Ama UBER varken taksiye yaklaşmayın bence. Uber taksiye kıyasla daha ucuz oluyor ve uygulamada fiyatı önceden yazıyor. Özellikle Ukrayna’da Uber gerçekten sudan ucuz, gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz.

Photo by Ian Schneider on Unsplash

5. Gelelim yemek meselesine

Bazı Avrupa ülkelerinde yeme-içme gerçekten çok pahalı olabiliyor. Buna ek olarak her şeyi 9 ile çarpacağımız gerçeğini de göz önünde bulundurunca, yeme-içmeye gerçekten çok fazla para harcamak zorunda kalınabiliyor. Her gün dışardan yememek için yanınıza Türkiye’den bir şeyler alabilirsiniz. Eğer bunu yapmak istemezseniz bazı otellerde mutfak veya mikrodalga bulunabiliyor. Gittiğiniz ülkede marketten bir şeyler alarak kendi yemeğinizi yaparak bütçenizden tasarruf edebilirsiniz. Otel rezervasyonu yaparken kahvaltı dahil olan yerleri seçebilirsiniz. Açıkçası ilk gezmeye başladığım zamanlarda kahvaltı dahil bir otelde kalmam çok işime yaramıştı. Paketli olan yiyecekleri yanıma alıp gün içinde onları yemiştim.

*Bir keresinde açık büfe kahvaltı veren otelde, orada kalıyormuş gibi davranarak kahvaltı etmiştim ejdkf Deneyin diye önermiyorum ama içinde deli cesareti olan varsa buyursun yapsın. Yapan varsa da sizin hikayelerinizi dinlemeyi çok isterim 😁

*Eğer kilisede ücretsiz kermes gibi bir şey varsa, düşünmeyin içeri dalın. Hem insanlarla kaynaşabiliyorsunuz hem de güzel yemekler yiyebiliyorsunuz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s