José Saramago: ÖLÜM BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

photo by: Kırmızı Kedi

Adı bilinmeyen bir ülkede bir gün insanlar ölmeyi bırakmış… Çünkü ölüm işini yapmamaya karar vermiş. Kulağa sizce de hoş gelmiyor mu? Asla ölmemek ve sonsuza kadar yaşamak. Fakat José’nin kurgularında kulağa güzel gelen her şey sadece birkaç sayfa sürüyor, sonra ise gerçek suratınıza adeta bir kapı gibi çarpıyor. Ölüm işini bırakmış olabilir ama bu ülkedeki insanların yaşlanmasına veya ölümcül kazaların gerçekleşmesine engel olmamaktadır; bu demektir ki insanlar, yaşlılıktan son nefeslerini veremeyecekler, hastalıklardan veya kazalardan dolayı hayatlarını kaybedemeyecekler. Hepsi birer birer yaşayan ölülere dönecektirler. Ülkede bu gerçeğin fark edilmesiyle birlikte yaşanan mutlulukta kısa sürmüş, adeta bir fırtına gibi ortalığı birbirine katacak olan kargaşa ise devlet ve halk arasında yavaş yavaş varlığını göstermeye başlamıştır.

Kimsenin ölmemesinden en çok etkilenen cenaze levazımatçıları, bakım evleri, sağlık kuruluşları, sigorta şirketleri, ekonomi, devletin ta kendisi ve bir bakıma varlığını insanların ölmesi gerçeğiyle sürdüren din kurumu kendilerini içinden nasıl çıkacaklarını bilmedikleri bir krizin içinde bulmuşlardır. Ertesi gün kimsenin ölmediği ülkedeki bu kurumlar, toplumun sürekliliğini nasıl sağlayacaklardır? Nasıl varlıklarını sürdürebileceklerdir? Kapitalist sistemin her seferinde kendisini yeni düzene adapte edebilmesi burada da yaşanır ve krize getirilen çözümler gülünç bir düzeydedir. Mesela cenaze levazımatçıları ölen evcil hayvanların işlemlerini yapacaklardır; sigorta şirketleri ise kimse ölmese bile ölüm yaşının 80 olarak belirleneceğini, o zamana kadar insanların prim ödemesini gerektiğini söyleyerek, yaşanan durumdan en karlı şekilde sıyrılan kurum olur. Ölüm geri döndüğünde ölmesi kesin gözüyle bakılan hastalar da ailelerine teslim edilirler.

Ölümün olmadığı yaşama alışmaya çalışan ülke de, bir gün eflatun rengi bir mektup gönderilir. Sembolik tırpanını kılıfına yerleştirmesinin sebebinin, ondan rahatsız olan insanların sonsuz yaşamın nasıl olacağını görmek istediğini yazan mektup “ölüm” ismiyle imzalanmıştır. Tüm zarafetiyle insanların arasına döneceğini haber veren ölüm, eski usulünü bir kenara bıraktığını da yazmıştır mektubunda. Gece yarısından itibaren ölmesi gerekenler son nefeslerini verecek ve yaşayanlar arasında ölüm vakti gelen insanlara ise 1 hafta önceden mektup gönderecektir ölüm. Bu olaydan sonra yaşananları az çok tahmin edebiliyorsunuzdur sanırım, bu yüzden spoiler vermemek adına konuyu daha fazla deşmiyorum J

Kitabı iki bölüme ayırabiliriz aslında. İlk kısımda ölümün yokluğu ile gelen kargaşa, ikinci kısımda ise ölümün dünyaya ayak basması diyebiliriz. Kitabın yarısından itibaren ölümün gözünden bakıyor ve bizi tahmin edemeyeceğimiz olaylara sürüklemesine şahit oluyoruz. Kitabı okuması José’yi daha önce okumadıysanız sizi zorlayabilir, çünkü kendisi nokta ve virgül dışında noktalama işaretlerini kullanmıyor. Bu bazen konuşmaların takip edilmesini zorlaştırabiliyor, paragraf olmaması da göz yorabiliyor benden söylemesi.

Ölüm ve ölümsüzlük kavramlarına farklı bir perspektif getiren José, devlet-ekonomi-din üçgenini iğneleyici sözlerle eleştiriyor kitabında. Toplumun temelini oluşturan kurumları ve toplumun üyelerini felsefi, sosyolojik ve psikolojik bir gözle inceliyor kitabında. Diğer kitaplarında olduğu gibi ilginç bir konuyu işlemiş bu kitabında da. Ufkunuzu genişletecek ve olaylara farklı perspektiflerden bakmanızı sağlayan bu kitabı kesinlikle okumanızı tavsiye ediyoruz 😊

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s