Transilvanya, Drakula ve Daha Fazlası: Braşov Gezi Rehberi

Romanya gezimizin son durağı olan Braşov’a hoş geldiniz. Braşov, Romanya gezimizde en sevdiğim hatırladıkça içimi kıpır kıpır eden bir şehir. Dar ve eski sokaklarında, rengârenk evlerinin arasında kaybolabileceğiniz Braşov, 13.yy’da Almanlar tarafından Transilvanya bölgesinde kurulmuş. Yolda yürürken sanki eski zamanlardaymışsınız gibi hissediyorsunuz. Eski şehir merkezi denilen bu bölge tipik bir ortaçağ kasabası havası veriyor.

 Aynı zamanda Braşov, Drakula’nın ünlendiği Bran kasabasına da oldukça yakın bir yer. Gerçek hayatta vampir deneyimi yaşıyorsunuz adeta. Zira kaldığımız otelin ve çevredeki evlerin kapılarında sarımsaklar asılı. İlk önce turistlere yönelik olduğunu düşünmüştük fakat yerel halkla konuşunca sarımsağın nesillerdir kötü ruhları uzak tutmak için kullanıldığını öğrendik. Efsanelerde Strigoi denilen, ineklerin kanlarını emen bir yaratığı uzak tutmak için de sarımsak kullanılıyormuş. Bu konuşmalardan sonra Drakula’nın kalesine nasıl bir heyecan ve beklentiyle gittiğimizi tahmin edebilirsiniz.

Braşov’a birazcık göz gezdirelim

!!! Bükreş ile Braşov arası 170 km ve arabayla yaklaşık 3 saat sürüyor. Braşov’a doğru giderken Sinai’da mola verip, güzel bir yemek yedikten sonra Peleş Kalesi’ni ziyaret etmeyi unutmayın. Yoksa ülkede daim olan trafikte sıkıntıdan ve açlıktan ölebilirsiniz😅 Peleş Kalesi’ni merak ettiyseniz buyurun sizi böyle alalım.

Nereleri Gezmeli ?

  • Bran Kalesi

Daha çok Drakula’nın Kalesi olarak bilinen bu yapı, 1211 yılında tahtadan yapılmış ve daha sonra Braşov Saksonları tarafından tekrar inşa edilmiş. Yapımı 1388’de tamamlanan kale Transilvanya içine ve dışına taşınan mallar için gümrük görevi görürken aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun büyümesini durdurmak amacıyla kullanılmış. Günümüzde ise kale, Bram Stoker’ın meşhur romanı Drakula sayesinde Romanya’nın simgesi ve turistlerin uğrak mekânı olmuş durumda. Tarihte ise biz Drakula’yı Kazıklı Voyvoda yani 3.Vlad Tepeş olarak biliyoruz.

Vlad Tepeş babasının ihaneti üzerine Osmanlı tarafından esir alınmış. Daha sonra Eflak yönetiminin başına geçen Tepeş bir süre düzenli olarak vergilerini ödemiş. Hatta Osmanlı sınırını dahi korumuş. Fakat daha sonra vergilerini ödemeyi kesen Tepeş kendi halkı dâhil insanlara zulmetmeye başlamış. Lakabından da anlayacağımız üzere insanları kazığa oturtturarak işkence etmiş. İşkence yöntemleri bununla kalmamış, adeta kana susamış. Rivayetlere göre hamile olduğunu söyleyen bir kadının hamile olup olmadığını doğrulamak için karnını yarmış. İnsanları kazanlara attırıp kaynattırdığı da söyleniyor. Fakat Vlad Tepeş Drakula’nın Kalesi’nde sadece birkaç kez kalmış. Bu kadar ürkütücü şeyi öğrendikten sonra biraz hayal kırıklığına uğramadım değil. Neyse gelelim kaleye…

Biz sabah daha hava aydınlanmadan yola çıktık, trafik olmasından korktuk çünkü. (Romanya trafik açısından anlamlandıramadığım bir ülke, hiç bitmiyor çünkü. Sebebini bilen varsa ve anlatırsa çok sevinirim J) Artık anlatılan hikâyelerden mi dersiniz, Drakula’nın kalesine giderken havanın sisli olması bizi biraz ürpertti doğrusu.

Bran Kalesi Braşov’a 45 dakika uzaklıkta Bran kasabasında bulunuyor. Bran Kalesi’ne Braşov’da bulunan Livada Postei durağından 12 numaralı otobüse binmeniz gerekiyor. Daha sonra Autogara 2 isimli otogarda inip kaleye giden otobüse biniyorsunuz.

Kasabada yaşayan insanlar kalenin aşağısında hediyelik eşya satarak geçimlerini sağlıyorlar. Kaleyi gezdikten sonra burada hediyelik eşya alabilirsiniz. Kaleye giriş ücreti yetişkinler için 40 lei, öğrenciler için ise 25 lei. Bilet aldıktan sonra kaleye girmek için küçük bir yokuş çıkıyorsunuz. Ne yalan söyleyeyim Peleş Kalesi kadar güzel olmadığını söyleseler de kale tüm asaletiyle sizi karşılıyor ve beğenmekten kendinizi alamıyorsunuz. Maalesef kalede çok fazla kişisel eşya bulunmuyor, bulunan eşyalar da kraliyet ailesine aitmiş. İçerisi de restore edildiği için aydınlık ve ferah. Duvarların küçük kısımları kalenin eski halini göstermek için olduğu gibi bırakılmış (taş var yani çokta görülecek bir şey değil ama). Dar geçitleri ve gıcırdayan döşemeleriyle size küçük bir Drakula deneyimi yaşatıyor Bran Kalesi. Onun dışında cadılar bayramı zamanı korku temalı partiler veriliyormuş kalede. Belki o zaman gidilse daha iyi olabilir. Çünkü Drakula’nın kalesi denilince biraz korkunçluk bekliyor insan, ama birkaç işkence aleti dışında bir şey yok içerde.  

  • Raşnov Citadel

Bran kasabasına giderken Hollywood tarzı Raşnov yazısı ile tüm dikkatleri üzerine çekiyor burası, gözden kaçırmazsınız yani J. Kalenin tam olarak ne zaman inşa edildiği bilinmiyor. Sadece 1331 yılındaki belgelerde ismi geçiyormuş. Kaleye çıkmak için 2 km kadar bir yol yürümeniz gerekiyor. Eğer yürümek istemezsiniz -ben üşendiğim için yürümedim ve hayır pişman değilim- 4.5 lei vererek kalenin önüne kadar giden traktöre binebiliyorsunuz ve dönebiliyorsunuz. Kaleye giriş yetişkinler için 10 lei, öğrenciler için ise 5 lei. Kalenin içerisinde halkın yaşaması için okul, evler, hastane ve kilise bulunmakta.

 Kale 1658 yılında Tatarlar tarafından yakılmış. Hatta daha önce de Türkler tarafından işgal edilmeye çalışılmış.  Kalenin içinde bulunan kuyunun da bir hikâyesi bulunmakta. Hikâyeye göre iki Türk askeri esir alınmış ve özgürlüklerine karşılık kuyu kazıp su bulmalarını söylemişler. 17 yılın sonunda suya ulaşmışlar. Kuyu da halen kalenin içinde sağlam bir şekilde durmakta.

Raşnov’dan içeri girdiğinizde sizi birkaç küçük çadır karşılıyor. Çadırların içinde birkaç çocuk resim çiziyordu, o yüzden buranın aktiviteler için olduğunu varsayıyoruz. Ayrıca kalenin dışında ok atışları yapabileceğiniz bir alan var. Kalenin içindeki yapıların çoğu yıkılmış ve kalanlar hediyelik eşya dükkânı olarak kullanılmakta. Vee içeride küçük tatlı kedişleri oynarlarken, çatıdan çatıya atlarken seyredebilirsiniz. Avrupa’da sokaklarda hayvan olmadığı için burada sokak hayvanlarına rastlamak gerçekten çok hoşuma gitti. Ne diyorduk? Konu hayvanlar olunca dikkatim hemen dağılıyor 😊.

Raşnov Kalesi’ne gidip tarihin içinde kısa bir yürüyüş yaptıktan sonra surlara çıkıp şehrin tamamını görebilirsiniz. Romanya’nın doğaya verdiği özenden zilyon kere bahsedebilirim. O yüzden Raşnov’a gittiğinizde birkaç dakikanızı el değmemiş ormanın güzelliğine ayırabilirsiniz.

  • Black Church veya Neagra Kilisesi

Renkli ve küçük evleriyle eski bir Orta Çağ kasabası görünümüne sahip olan Eski Şehir Merkezi’nin tam ortasında devasa büyüklükte, gökyüzüne uzanan siyah gotik bir kiliseyle karşılaşmak ve bu buluşmadan oluşan zıtlıktan gözünüzü alamamak… Black Church’ü sanırım böyle anlatabilirdim. Tabi ki kilise her zaman böyle değilmiş. Kara Kilise ismini almasının nedenine gelecek olursak; 1689 yılında çıkan yangında kilisenin dışı simsiyah olmuş. İçi restore edilen kilisenin dış kısmını olduğu gibi bırakmışlar.

Aslında kilise sadece bir kiliseden daha fazlası. Yaşanmış birçok olay ve hakkında birçok hikâyesi var. Bunlardan bir tanesinin kilisenin içinde yürürken dikkatinizi çekebilecek kurşun delikleri ve hala duvarda olan kurşunlar olacağını düşünüyorum. Bu kurşunlar 1989 yılındaki komünist karşıtı devrimden kalma. Braşov şehri ilk ayaklanan şehirlerdenmiş, ayaklanmanın izlerini kilisenin içinde hatta sokak aralarında bile görebilirsiniz.

Eğer dikkatli bakarsanız kilisenin tepesinde aşağıya doğru eğilmekte olan bir çocuk heykeli görebilirsiniz. Bu heykelin neden orada olduğu ve kim tarafından oraya konulduğu bilinmiyormuş. Ama bu heykel hakkında rivayetlerin oluşmasına engel olmamış. Bunlardan ilki, çocuğun kilisenin rahibinin yaramaz oğlu olduğu. Rahip ceza olarak oğlunu çatıya kapatmış ve daha sonra çıkan yangında orada kapalı kalarak ölmüş. Rahip pişman olduğu için oğlunun heykelini yaptırmış. Diğer hikayeler ise çocuğunun kilise yapımında çalışırken düştüğü ve çalışırken biri tarafından aşağı itildiği hakkında. Kısaca heykelin hikâyelerdeki ortak noktası pişmanlık sonucu yapıldığı kanısında.

  • Piața Sfatului

Kara Kilise’nin de yer aldığı eski şehrin merkezinde bulunan bu meydan Braşov’un başlangıç noktası da diyebiliriz. Ortasında bulunan saat kulesiyle tamamlanan meydanda aynı zamanda meclis binası da bulunmakta. Burada ki restoranlarda yemek yiyebilir, daha sonra bir kafede güzel bir kahve içip meydanın tadını çıkarabilirsiniz.

Nerde Yesek?

  • Restaurant Sergiana      

Dışarıdan bakıldığında pahalı bir restoran görünümü verse de aslında fiyatları gayet uygun olan bir mekân. Geleneksel Romen yemeklerini bulabileceğiniz bu restoranda Braşov’da her yerde olduğu gibi yemek için biraz beklemek durumundasınız. Yemekler tat olarak çok iyi olmasa da ortalama olduğunu söyleyebiliriz.

  • La Ceaun

Romanya’nın geleneksel yemeklerinden tatmak istiyorsanız, akla gelen ilk yer burası. Hem meydanda güzel bir konumda olması hem de yemeklerinin lezzetli olduğunun söylenmesi burayı tercih etme sebeplerimizdendi. Fiyatlar ortalama ve yemekleri lezzet olarak etraftaki restoranlara göre çok çok üstte. O yüzden burayı rahatlıkla gezi listenize ekleyebilirsiniz.

  • Bistro de l’Arte

Yemekleri oldukça lezzetli veeee vejetaryen seçenekler de mevcut. Hem vejetaryen yemeklerin olması hem de kokteyl ve şarap menüsünü beğendiğimiz için burayı denemeye karar verdik. Fiyatları ortalama ve ortalamanın biraz üstü arası diyebiliriz, o yüzden düşük bir bütçeniz var ise menüyü kontrol etmenizi öneririz.

En Önemlisi :KAHVEEEE

  • Dr. Jekelius- Pharmacy Cafe

Adından da anlayabileceğimiz üzere eskiden eczane olan şimdilerde ise bir kahve eşliğinde dinlenebileceğiniz çok güzel bir kafe/pub burası. Ayrıca deney tüplerinde gelen değişik kokteyllerini de denemeden dönmeyin derim. Fiyatlar ise ortalama, aşırı bir fiyat söz konusu değil.

  • Croitoria de Cafea

Şehirdeki en iyi kahvecilerden birisi, o yüzden denemeden dönmemenizi tavsiye ederim. Kendi kahvelerini kavuruyorlar ve çekirdeklerinin verdiği aroma o kadar güzel ki şekerli seviyorsanız bile şekere ihtiyaç duymuyorsunuz.

  • Hof Caffe

Modern ve aydınlık havası olan ve kahveleri kocaman fincanlarda veren bu kafe sanki Amerika’da bir kafeye oturmuşuz hissi veriyor. O yüzden çoğu Amerikalı turist buraya doluşmuş oluyor 🙂 Ben kahvelerini baya sevdim, kafenin atmosferi de çok güzel. Dışarıdaki tarihi dokuyla zıt bir ortam oluşturması burayı daha bir çekici yapıyor.

  • Tipografia

Burası genelde yerel halkın tercih ettiği bir kafeymiş. O yüzden çok sıcak bir havası var. Kafede çalan müzikler, lezzetli bir kahve ve yemekler de eklenince burası Braşov’da kaldığımız süre boyunca sıkça gittiğimiz bir mekan oldu.

*Denemediğimiz diğer coffee shoplar ise; Galeria Art and Coffee, Kafe Pub. Ikisi hakkında da güzel şeyler duyduk ama vaktimiz kısıtlı olduğundan gidemedik.

Biraz da Gece Hayatı

  • Bibliotheque Pub

Ilk izlenimi ne kadar babaannemin evine benziyor tarzı bir duygu yaratsa da burasını çok sevdik. Vintage havası biraz yaşlı kalsa da kokteyleri lezzetli ve fiyat açısından uygunlar. Içeride kitaplıklardaki eski kitapları karıştırmakta mekanın artısı oldu bizim için.

  • Times pub

Burası şehrin en iyi mekanlarından birisi olarak geçiyor. Biz tıklım tıklım dolu mekanları çok tercih etmediğimiz için fazla durmadık. Ama partilemeyi seviyorsanız buraya bayılma ihtimaliniz yüksek. Onun dışında içkiler gerçekten çok ucuz.

  • For Sale Pub

Türkiye’de barlarda verilen fıstık anlayışını aşarak istediğiniz kadar kabuklu fıstık alabiliyorsunuz. Yerlerde, masalarda ve hatta bazen duvarlarda bile fıstık kabuğu var. Ama baya var J Onun dışında ortamını çok sevdik. İnsanlar yanlarında ne varsa (notlar, iş kartları, peçeler vs.) duvarlara yapıştırmışlar ve aralarında baya komik şeylerde var.

Transilvanya, Drakula ve Daha Fazlası: Braşov Gezi Rehberi’ için 2 yanıt

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s